Barda, içki bardağına dalgın dalgın bakan bir adam oturuyordu. Neredeyse yarım saattir bu durumu değişmemişti. Derken, kavgacı görünüşlü, azman bir kamyon sürücüsü bardan içeri girip adamın yanına tünedi, adamın elinden içki bardağını alıp bir dikişte fondipleyiverdi. Zavallı adam ne yapacağını bilemeyip birden ağlamaya başladı. Bunu gören azman kamyon sürücüsü insafa gelip, "Hey, kes sunu, sadece şaka yaptım, sana başka bir içki ısmarlayacağım, hiç böyle ağlayan bir erkek de görmedim" dedi. Zavallı adam cevaben; "Hayır, hiç de düşündüğün gibi değil. Bugün hayatımın en berbat günü galiba. İlkin uyuyakalmışım ve işime geç kaldım. Patronun ters günüymüş, kudurdu ve beni işten kovdu. Üzgün dargın binayi terk ederken arabamı aradım, ancak park ettiğim yerde değildi, çalınmıştı. Polise gidip durumu anlattım, ancak bir şey yapamayacaklarını söylediler. Eve dönmek için bir taksi çevirdim, taksiden inip eve girmek üzereyken cüzdanımı ve tüm kredi kartlarımı takside düşürdüğümü fark ettim. Gözden kaybolmakta olan taksiye bakakaldım. Eve girdim, o ne? Karım yatakta bahçıvanımızla sevişmiyor mu! Hırsla oradan ayrılıp bu bara geldim. Hayatıma son vermeyi, intihar etmeyi düşünüyordum. Birden sen çıkageldin ve benim zehirimi içtin."
Adamın biri arabasıyla giderken yolda bir yolcu alır arabaya.... adam arka tarafa biner..... -Şöför " eee hemşerim kimsin nereye gidersin...der" -Yolcu " ben Azrailim..canını almaya geldim der......şöför alaycı bir tavırla - "Sen mi Azrailsin der..yaw senin gibi Azrail olurmu hiç der." Yolcu sakin bir tavırla - "Sen daha önce Azrail gördünmüde tarif ediyorsun der... ve ekler yolcu inanmadın bana öylemi der" -Şöför " İnanmadım tabii der" -Yolcu "O zaman 200 metre ileride bir adam daha alacaksın der" gerçekten de adamın dediği gibi şöför 200 metre ilerde bir yolcu daha alır.. Ama yolcu ön tarafa oturur...olaylar bundan sonra daha da enteresanlaşır. -Şöför yanındakine "Ee sen kimsin nereye gidersin der." -Öndeki "Abi ben merkezde biryerde indirirsen çok sevinirim adım felanca der." Şöför " Yaw şu arkadaki adam bana Azrailim diyo görüyonmu şu herifi hem iyilik ediyoz hemde dalga geçiyor zibidi der." Öndeki arkaya bakar ama kimse yoktur. -Öndeki " Abi arkada kimse yokki" Şöför hışımla arkaya bakar ve -" Körmüsün be adam arkada oturuyorya der." Öndeki arkaya bir daha bakar ve -" Abi senin kafan iyimi yoksa dalga mı geçiyorsun der." Bu sefer arkadaki söze girer. - " Gördünmü der öndeki beni ne duyabilir nede görebilir der şöföre. Şöförün bir anda dizlerinin bağı çözülür bet beniz atar....arkadaki şöföre. - "Hadi der arabayı kenara çek 2 rekat namaz kıl canını alacam der. Şöför ağlamaklı çaresiz bir şekilde arabayı kenara çeker ve iner arabadan. Sonra....sonra ne olmuş biliyormusunuz????? Adamlar arabayı aldığı gibi kaçmışlar...:)) :))
Bir zamanlar Afrika'daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep ayni şeyi söylerdi: "Bunda da bir hayır var!" Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı. Kralın baş parmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: "Bunda da bir hayır var!" Kral acı ve öfkeyle bağırdı: "Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?" Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu.Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insani yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı. "Haklıymışsın!" dedi. "Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İste bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi." "Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı. "Bunda da bir hayır var." "Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral. "Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir." "Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi?" Ve sonrasını düşünsene?
**BİR OYUN**
Robo Slug 2
Nasıl Oynanıyor ?
Oyunun resmine tıklayın. Açılan pencerede oyunun yüklenmesini
bekleyin. W, A, S, D tuşlarını veya Yön Tuşlarını kullanarak robotunuzun
ilerlemesini sağlayın. Hedef almak ve ateş etmek için farenizi ve sol
tuşunu kullanın.
FIKRA.NET Mail Grubuna üye olmak ve her gün birçok mizah
içerikli yayın okumak ve paylaşmak isterseniz lütfen aşağıdaki formu kullanarak kayıt olunuz.
Unutmayın FIKRA_NET Mail Grubuna Üye Olmak Bir Ayrıcalıktır!!!